zkusagi2

Z kuşağı geliyor

Baby Boomers, X, Y derken şimdi de Z kuşağı iş hayatında. 1990’ların başında doğan ve yeni yeni iş hayatına atılmaya başlayan bu kuşak önceki nesillerden biraz farklı. Bireyselliğe önem veren, teknolojiyle çok haşır neşir olan bu jenerasyon birçok şirketin iş yapış şeklini de değiştirecek. Yaptıkları işte bir anlam bulmak isteyen, en yeni iletişim araçlarını kullanan, iş arkadaşlarıyla dost olmayı tercih eden Z kuşağı, yeniliğe açık olmayan şirketlerde çalışmayı da istemiyor.

Baby Boomers, X, Y derken Z kuşağı da yavaş yavaş iş hayatına atılmaya başlıyor. Tam olarak ne zaman doğdukları konusunda farklı bilgiler olsa da genel olarak 1991’den sonra doğanlar Z kuşağı olarak adlandırılıyor.

 

Z kuşağına, sessiz kuşak ismi de veriliyor. Çünkü tepkisini sesini yükselterek, fiziksel güçle değil iletişim araçları ile göstereceği düşünülüyor. Teknoloji dünyasının içerisinde doğan bir kuşak. Anne babalarını X kuşağı oluşturuyor. İsimlerinin Z kuşağı olmasının nedeni ise bazı sosyal bilimcilerin bu kuşağın son kuşak olduğuna inanması. (Ancak sonrası için yeni isimler verilmeye başlandı bile. Z kuşağından sonraki kuşağın isminin, bazı kaynaklarda Alfa kuşağı olarak tanımlanacağı belirtiliyor.)

 

Z kuşağının, önceki kuşaklardan en büyük farkı internetin, teknolojinin içine doğmuş olmaları. Kaset, teyp nedir bilmiyorlar. Hatta CD bile onlar için neredeyse eksi moda bir teknoloji. Haberleşmek için e-posta’yı değil, sosyal medyayı tercih ediyorlar. Arkadaşlık bağları ise ağırlıklı olarak Facebook üzerinden yürüyor.

 

Z kuşağını, teknoloji bağımlısı ya da tutkunu değil, teknolojiyi doğal yaşam standardı olarak algılayan bir nesil olarak görmek gerekiyor. 20’li yaşlara yeni giren bu nesil iş hayatında da birçok şeyi değiştirecek gibi görünüyor. Baby Boomers ve X kuşağının gelenekselliğinden sonra Y kuşağı her ne kadar bu durumu biraz kırsa da Z kuşağıyla yepyeni bir döneme giriliyor.
Türkiye’de Z kuşağına yönelik yapılmış bir araştırma henüz yok. Fakat yurtdışındaki Z kuşağı üyelerine bakıldığında belli başlı bazı önemli özellikler ortaya çıkıyor. İnternet teknolojileri bu kuşağın hayatıyla iç içe. Z kuşağı için öğrenmek, paylaşmak, üretmek doğal bir gelişme. Sağlık konusunda araştırma ve çalışmalar yapan kuruluş Kaiser Family Foundation’ın ABD’de 2004 yılında yaptığı bir araştırmada Z kuşağı ile ilgili şu bulgulara yer veriliyor:
- Bir anda birçok şey ile uğraşabiliyorlar.
- Yeni teknolojilerle geçirdikleri vakit kadar geleneksel medya ile de vakit geçiriyorlar. Yani birini seçmeleri diğerinden vazgeçmeleri anlamına gelmiyor.
- 8-18 yaş arası çocukların yüzde 73’ü günde en az 43 dakikalarını okuyarak geçiriyor.

Zor bir dünya onları bekliyor
Z kuşağı aynı zamanda, doğal afetler ve doğal kaynakların tükenmeye başladığı bir dünyaya doğdu. İletişim araçlarının yoğunluğu sebebiyle farklı kültür ve bakış açılarını da doğal karşılayan, farklı kültürlere ve kendine benzemeyene hiç olmadığı kadar açık olmakla, sadece kendinden olana sıkısıkıya bağlamak arasında kalacağı düşünülen bir kuşak. Bu kuşağı çok zorlu bir dünya bekliyor. Sadece iş hayatı değil, azalan ve tükenen kaynaklar da bu kuşağı zorlayacak. İş yaşamında onları ciddi bir rekabetin beklemesinin yanı sıra bugün eğitimini aldıkları konuların birçoğu, yarın iş yaşamına atıldıklarına ya şekil değiştirmiş ya da yok olmuş olacak. Da Vinci Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre 2030 yılında 2 milyon meslek yok olmuş olacak. Yani bugünkü mesleklerin yüzde 50’si.

Şirket yeniliğe açık değilse ayrılıyorlar
Z kuşağını 1991’den sonra doğanlar diye tanımlayacak olursak, iş dünyasına yeni atıldılar. Fakat bununla ilgili olarak Türkiye’de köklü bir araştırma olmadığı için daha çok Amerika’da yapılan araştırmalar üzerinden tahmin yürütülüyor. Kariyeryolculugu.com’un kurucusu Fatmanur Erdoğan, Z kuşağı ile Y kuşağının oldukça büyük benzerlikler gösterdiğini söylüyor:
- Ücret beklentileri olması gereken düzeyde.
- Değerlerinin altında ücret teklifi alırlarsa, mantıklı bir açıklama yapılmasını bekliyorlar.
- Yan hakların olmasını istiyorlar.
- Yaptıkları işte bir anlam bulabilmek istiyorlar.
- Birlikte çalıştıkları yönetimlerden gelişmeleri ve yükselmeleri için yapıcı bir tavır bekliyorlar.
- Kurumların gelişimine nasıl katkıda bulunduklarını bilmek ve bu katkılarının biliniyor olmasını istiyorlar.
- En yeni iletişim araçlarının kullanıldığı, paylaşıma açık ortamları tercih ediyorlar.
- Eski neslin ‘bilgi bende kalsın, buradaki tek adam ben olurum’ tarzı anlayışların kurumların gelişimi önündeki en büyük engel olduğuna inanıyorlar.
- Sosyal ortamların güçlü olduğu iş yerlerini tercih ediyorlar.
- İş arkadaşlarıyla dostluk kurmayı normal buluyor, iş arkadaşlarıyla dostluk olmaz anlayışına inanmıyorlar.
- İş yerinde statükoyu korumak onlara göre değil. Yeniliğe açık ve yeniliği kucaklamayan ortamlardan hızlıca ayrılıyorlar.

Takım oyuncusu değil bireyseller
Z kuşağının öne çıkan bir başka özelliği ise takım oyuncusu değil, bireysel olmaları. Z kuşağının sürekli online ve teknolojiyle iç içe olması, bilgiyi hızlı alabilme ve birden fazla bilgi arasında hızlı bir bağ kurabilme yeteneklerini geliştirdi. Bu yetenekleri de aslında çok geniş bir network kurmalarını sağlıyor. Z kuşağının DNA’sında dijital sosyalleşme olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bu özelliklerinden ve dünyayı daha iyi daha yaşanabilir bir yer haline getirme isteklerinden dolayı da yaptıkları işlerin dünyayı değiştirecek nitelikte olacağına inanıyorum. Eskiden şirketler sadece satışa odaklanırdı. Artık sadece satışı ön planda tutan bir şirketin Z kuşağı ile çalışabilmesi çok zor olacak. Z için para kazanmanın ardında bir anlam olması gerekiyor. Zenginlik ve prestij onlar için dünyaya fayda yaratmakla geliyor” diyor.

Önceki kuşaklarla anlaşabilecekler mi?
Z kuşağı iş dünyasına yeni yeni atıldığı için bu konuda somut bir çalışma veya örnek yok. Fakat Erdoğan, gözlemlerine dayanarak iş dünyasında şu an en fazla zorlananların, yeni gelişmeleri takip edemeyen, takip etmediği gibi bu alandaki değişimleri anladığını zannedenlerin Baby Boomers ve X kuşağı olduğunu söylüyor. Bu iki nesil öğrenmenin yukarıdan aşağı olduğunu düşünüyor. Yani öğretmen anlatır, çocuk öğrenir. İş dünyasında da bunu uyguluyorlar. Sürekli bir öğretmen modundalar. Ayrıca Y jenerasyonundan öğrenebilecekleri hatta kendi kuşaklarından öğrenebilecekleri bir şeyler olduğunu düşünmüyorlar. Z kuşağı ise kendi kendine öğrenir pozisyonda. Z’liler bilgiyi önceki nesillerden çok daha hızlı ve iyi bir şekilde öğrenip işleyebiliyor. Yeni dünya düzeninde sosyal mecra ve dijital mecralarla arası iyi olmayan, bu mecralar içinde gününün birkaç saatini geçirmeyen her çalışanın bu ortamlarda yer alması gerekiyor. Bunu da uygulamalı bir şekilde yapması, bu dünyanın içine girmesi gerekiyor.

Uyum sağlayamayan şirketler ayakta kalamayacak
İnternet ve teknolojiyle bu kadar iç içe olan, bireyselliğe önem veren, hızlı davranan, aldığı bilgiyi çabuk işleyen bu kuşak için şirketlerin de hazırlanması gerekiyor. Erdoğan bunun için kurumların Y ve Z kuşaklarından mentorluk alması ve üst yönetimlerde Y ve Z kuşaklarından oluşturulmuş danışma kurulu gibi ekipler olması gerektiğini düşünüyor. Kurumların iş yapış şekillerini bu kuşağa göre değiştirmeye başlaması gerekiyor. Bunu yapmayan şirketlerin de önümüzdeki yıllarda ayakta kalması zor gibi görünüyor. Bu kuşağın farklılıklara açık olmaları, kendilerini rahat ifade edebilmeleri ve en önemlisi Y kuşağının açtığı yolda ilerlemeleri sebebiyle daha az zorlukla karşılaşacaklarını düşünen danışman ve eğitmen Elif Duru Gönen, emekliliğin artık yok olması sebebiyle, geçiş kuşağı ve birçok farklılığın ilk kez tecrübe edilmesi sebebiyle özellikle iş yaşamında en büyük zorluğu Y kuşağının yaşadığını ve yaşamaya devam ettiğini söylüyor. Çalışanların çocuklarından başlayarak çok küçük yaşlardan itibaren şeffaf ve dürüst bir iletişim çalışması yapması gerektiğini ifade eden Gönen firmalarla yaptıkları çalışmalarda çalışanların çocuklarının gözündeki işveren markası algısını dahi değerlendirdiklerini söylüyor: “Dolayısı ile şirketler yeni dünyaya, yeni kuşaklara önce şeffaflık ve dürüstlükle hazırlanmalılar. Ayrıca şirketlere en önemli yol göstericiler, bugün bağlılığını kazanmakta ve işe alımda zorlandıkları Y kuşağı temsilcileri. Y kuşağına ciddiyetle yaklaşan, dünyada ve dolayısı ile insanda bir değişim olduğunu kabul eden şirketlerin özellikle Z için büyük bir değişim yapmasına gerek kalmayacak. Ama bugün yaşanan değişimi ‘geçer’, ‘düzeltiriz’, ‘iş dünyası böyledir, alışırlar’ bakış açısı ile değerlendirenlerin çok büyük sıkıntı çekecekleri bir gerçek. İş yapış şekillerini de değiştirmeleri gerekecek ama bu değişimi yarın değil bugün yapmaları gerekiyor. Daha yalın, şeffaf, dürüst, adil süreçler önemli. Çağdaş teknoloji altyapısı ise olmazsa olmaz.”

Z kuşağının iş hayatından beklentileri
Herkesin yaşama biçimi, standartları, imkanları farklı. Fakat özgürlük, özgüven ve zeka gibi ortak yönler de var. Z kuşağı da bu güçlü yönlerini kullanabileceği organizasyonlarda çalışmak isteyecek. Tabii istedikleri işlerde çalışma gibi bir şansları da olamayabilir. Gönen, Z kuşağının böyle durumlarda mutlu olmayacağını ve fırsatları değerlendireceğini söylüyor. Hiyerarşik yapılanmalar yerini uzmanlık ve sorumlulukların temel alındığı yapılanmalara bırakacak. Dolayısı ile bu kuşağın yöneticilerinden bekleyeceği şey onlara koçluk yapmaları. Bu durumun uzun süre böyle devam edeceğini belirten Gönen, gençlerin de yöneticilerine koçluk, mentorluk yapacağı dönemlerin yaklaştığını söylüyor: “Olumsuz olan şu ki, bugün ne yazık ki iş yaşamında yaptığınız işten daha çok hiyerarşi ve ilişkileri yönetmeye zaman harcıyorsunuz. Genç kuşaklarla beraber işin ne olduğundan çok, nasıl yapıldığı ve kuralların ardındaki mantığın açıklanabilir olması önemli faktör. Örneğin bankacılıktaki takım elbise kuralının dahi esnemeye başladığını görüyoruz. Yalınlık, şeffaflık, dürüstlük, kurumların yatırım yapması gereken önemli unsurlar.”

Z kuşağının çoğunun girişimci ya da sosyal girişimci olacağını düşünen Erdoğan, kurumsal yapıların bürokratik yapısının, uzun süreçlerinin, kariyer yapmak için sıra beklemeyi bir şart koşmalarının, yeniliğe pek de fazla açık olunmamasının, çalışanın hala para karşılığı hizmet veren birey olarak algılanmasının ve benzeri sebeplerin Z kuşağı gibi bireyselliğe önem veren bir kuşak için zor olacağını söylüyor.

Z kuşağının özellikleri
-Ailelerinin korumacı bir yapısı var.
- E-posta diye bir iletişim aracını tanımıyorlar.
-Sosyal mecralar, mobil teknolojilerle iletişim kurmayı tercih ediyorlar.
- Daha eğitimliler. (Sivil toplum faaliyetleri ve medya desteği ile sosyo kültürel gerçeklikten bağımsız olarak daha bilinçli aileler, TV programları, çocuk belgeselleri, eğitici çizgi filmler, öğretici oyuncaklar)
- Bireysel ve bağımsızlar.
- Özgüvenleri sayesinde daha rahat ve açık iletişim kurabiliyorlar.
- Kendi istek ve hedeflerinin farkındalar.
- Hedefleri doğrultusunda yaşıyorlar.
- Hayatta her şeyin mümkün olduğunu düşünüyorlar.
- Çevrelerinde ve dünyada olan gelişmelerin farkındalar.

Çocuklar hediye olarak iPad istiyor

ABD’li araştırma şirketi Grail Research’ün Kasım ayında yaptığı araştırma, Z kuşağı hakkında fikir veriyor. Dijital yerliler olarak da bilinen bu nesille çalışacak şirketlerin yeni teknolojiyi çok iyi kullanmaları gerekiyor. Araştırmaya göre:
- Amerika’daki 6-12 yaş arası çocukların yüzde 31’i yılbaşı hediyesi olarak iPad istemiş.
- 12 yaşındaki kızların yüzde 20’si online alışveriş sitelerinde geziyor.
- Cep telefonu kullanım yaşı ise her sene düşüyor. 12 yaşındaki kızların yüzde 65’inde, 13-15 yaşındaki kızların ise yüzde 79’unda cep telefonu var.
- Gençlerin yüzde 46’sı televizyonda ne izleyeceklerine sosyal ağlardaki öneriler üzerine karar veriyor.
- Çocuklar, gençler cep telefonu, bilgisayar veya sosyal ağlara bağlanabilen benzer cihazlardan uzak tutulduğunda üzülüyorlar.

Yazar: Zeynep Mengi
Kaynak: Hürriyet İK

 

 

Benzer Yazılar

sansss

Kariyerde şans faktörü

biyikli

Sinekkaydı çocuksu, sakallı-bıyıklı deneyimli

pasta1

30’lu yaşlara gelen kadının evlilik telaşı

networking

Türkler nasıl networking yapar?

3 Yorum

  1. Hazal Alyagut

    19.06.2012

    Cevapla

    Harika bir yazı Zeynep Hanım, keyifle okudum.

  2. Fatih

    21.06.2012

    Cevapla

    6 Mayıs 1991 doğumlu ve iş hayatına girmiş biri olarak yazıda kendimi bulduğumu söyleyebilirim.

  3. Kadir

    03.12.2013

    Cevapla

    Bence iş hayatı yöneticileri olarak ergen isyankarlığının teknolojiyle bütünleşmiş halini yanlış yorumluyoruz. Toplum olarak sürekli Avrupa ülkelerinden kavramları alıp Türkiye’ye uydurmaya çalışıyoruz. Ancak kapak tencereye ya büyük geliyor ya da küçük.
    Z kuşağı dediğiniz 1990 sonrası doğumlular şu an iş hayatına girseler bile ergenler. Ergen isyankarlığı ve sorgulaması teknoloji ile birleşince sanki çok bilinçli bir kuşak gelmiş gibi lanse ediyorsunuz bu yanlış.
    Z’ler Y’den, Y’ler X’den daha bilinçli gibi görünüyor ama değil.
    Bu durum olgunlaşma ve büyüme ile değişiyor. Deli çağımız geçtiğinde ve hayatın gerçekleriyle karşılaştığımızda maalesef kuşak bilinci fark etmiyor.
    Yani X’ler bir öncekilerin görmediği iletişim araçlarıyla büyüdü. Y’ler X’lerin. Z’ler Y’lerin.. Alfalar Z’lerin görmedikleri ile büyüyecekler.
    Yani bu durum ergen sorgulamasından başka bir şey değil.
    Bu nedenle tencereye uymayan bir kapak ile konuyu açıklamaya çalışmamalıyız diye düşünüyorum…

Bir Cevap Yazın









E-Bülten Aboneliği

Zeynep Mengi'nin yeni yazılarını e-posta bülteni ile takip etmek isterseniz lüften geçerli e-posta adresinizi yazın.